KÜLTÜR VARLIKLARI VE MÜZELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

Kütahya Müze Müdürlüğü

KÜTAHYA MÜZESİ MÜDÜRLÜĞÜ

İletişim bilgileri:

Adres: Paşamsultan Mahallesi, Gediz Caddesi, No: 4, Merkez / KÜTAHYA
Tel: 0 274 223 69 90
E-posta: kutahyamuzesi@kultur.gov.tr

Sorumlu olduğu il/ilçe:
Kütahya ve ilçeleri

Bağlı Birimleri:
Kütahya Müzesi
Çini Müzesi
Kossuth Evi Müzesi
Aizanoi Örenyeri    






KÜTAHYA MÜZESİ

Adres:
Börekçiler Mahallesi, Ulucami yanı, KÜTAHYA
Müze Ziyaret Saatleri (Yaz/Kış): 8:30-19:00 / 8:30-17:30


Ulu Cami yanında Umur Bin Savcı Medresesi olarak bilinen yapı 1965 yılında ziyarete açılmıştır. Medrese binası 1314 yılında Germiyan Beylerinden Umur Bin Savcı tarafından yaptırılmıştır. Kesme taştan inşa edilen yapının portali Selçuklu sanatının özelliklerini gösterir.
Kütahya’da ilk müzecilik çalışmalarına 1945 yılında başlanmıştır. Vahit Paşa Kütüphanesi’nin içerisinde bir müze deposu kurulmuş, ayrıca İslam dönemine ait eserler Pir Ahmet Beşir Türbesi’nde teşhir edilmiştir. Müzedeki eserlerin artması ile 1947 yılında İl Genel Meclisi Milli Eğitim Bakanlığı’na başvurarak Özel İdare’nin elinde bulunan Vacidiye Medresesi’nin müze halinde getirilmesini istemiştir. Kütahya’da müze çalışmaları sürerken Kütahya Milletvekili Ahmet Bozbey 101 parçalık oya koleksiyonunu buraya bağışlamıştır. Daha önceki yıllarda Gıyas Sağer isimli bir kişi de Kütahya yöresinden topladığı 33 parça eseri 1936 yılında Ankara Arkeoloji Müzesi’ne vermiştir. Müze olarak düşünülen Vacidiye Medresesi’nin, 1956-1957 yıllarında onarımına başlamış ve 1963 yılında tamamlanmıştır. Bundan sonra Topkapı Sarayı Müzesi’nden getirilen eserler ve Kütahya’da bulunan eserlerle birlikte müzenin teşhir ve tanzimi yapılmış ve 15 Mart 1965’te Müdürlük haline getirilmiştir.
Restorasyonu ve yeni teşhir düzenlemesi yapılarak 5 Mart 1999 tarihinde yeniden ziyarete açılan müzenin kubbeli orta mekana açılan dokuz küçük odası vardır. Müzede yer alan vitrinlerde geç Miyosen Dönemi’nden itibaren, Paleolitik, Kalkolitik, Eski Tunç, Hitit, Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait eserler teşhir edilmektedir. Özellikle Burdur Hacılar’dan gelen Geç Kalkolitik Dönem boyalı keramikleri müzenin en eski örnekleridir. Bunun yanı sıra çeşitli fosiller, Eski Tunç ve Roma Dönemi’ne ait eserler müzenin girişindeki vitrinlerde teşhir edilmektedir. Bu eserler arasında Roma çocuk oyuncakları, Ana Tanrıça Kybele, Herakles ve Hekate heykelleri de dikkat çekicidir. Ayrıca Helenistik ve Roma dönemlerine tarihlenen keramikler, kandiller, cam eserler, cerrahi aletler de onları tamamlamaktadır.
Aizonai Örenyeri’nde 1990 yılında bulunan Amazon Lahdi de müzenin önemli eserleri arasındadır. M.S.160 yılına tarihlenen Yunanlılarla Amazonların savaşını canlandıran bu lahit döneminin sağlam kalabilmiş tek örnekleri arasındadır. Seyit Ömer Höyük’te yapılan kurtarma kazısında bulunan küpler, kemik aletler, kiremitler; Ağızören kurtarma kazısında müze tarafından çıkarılan Hitit Dönemi buluntuları ve Roma Dönemi mezar taşları da müzedeki önemli eserlerdendir.

  • Kütahya-KütahyaMüze01.jpg
  • Kütahya-KütahyaMüze02.jpg
  • Kütahya-KütahyaMüze03.jpg
  • Kütahya-KütahyaMüze04.jpg
  • Kütahya-KütahyaMüze05.jpg











ÇİNİ MÜZESİ

Adres:
Paşamsultan Mahallesi, Gediz Caddesi, KÜTAHYA
Müze Ziyaret Saatleri (Yaz/Kış): 8:30-19:00 / 8:30-17:30


Son Germiyan Beyi II Yakub’un (1387-1429) yaptırdığı ve vakfeylediği Külliyesi'nin imaret bölümü olan bu yapı, Kültür Bakanlığı'nca restore edilmiş ve Çini Müzesi olarak 5 Mart 1999 tarihinde ziyarete açılmıştır. Kubbeli ve şadırvanlı orta mekana, üç yönde kubbeli eyvan ile iki oda açılmaktadır. Türbe bölümünde II Yakub Bey'in çinili sandukası bulunmaktadır. Külliyenin vakıf kitabesi giriş kapısının solunda yer alır. Müze içinde yer alan vitrinlerde 14.yy’dan başlayarak günümüzde yapılan örneklere kadar olan çini eserler yer almaktadır.
Yapı halk arasında içindeki yekpare mermer şadırvandan dolayı “Gök Şadırvan” olarak adlandırılmaktadır. Zamanında bu yekpare şadırvandan ustası üç adet yapmış; bir örneği yine Kütahya’da iken kırılmış, üçüncü örneği ise Konya Mevlana Külliyesi’ndedir. Yapının içinde bulunan Türbe bölümü kesme taş işçilikli olup, burada topraklarını Osmanlı'ya vasiyet eden 2. Yakup Bey'in çinili sandukası yer almaktadır. Yakup Bey’in çinili sandukası Kütahya çiniciliğinin mimari yapıdaki en erken örneğidir. Yine yapıdaki önemli ve cezbedici unsurlardan birisi de imaretin bitişiğinde yer alan ve 1960'lı yıllarda yıkılan medresenin taş vakfiye kitabesidir. 39 satırdan oluşan kitabe, Arap harfleriyle Türkçe yazdırılmıştır. Vakfiyenin, Yakub Bey tarafından Türkçe olarak yazdırılması Anadolu Beylikleri Dönemi’nde Türkçe ’ye verilen önemin göstergesidir. Üzerinde Germiyanoğlu 2. Yakup'un vakfettiği yerler, vakıf gelirleri, burada çalışanlara verilecek ücretler ve medreseye gelen misafirlere nasıl davranılacağı belirtilmiştir. Bu anıtsal örnek, Türk tarihi açısından Orhun Abideleri’nden sonra taşa kazınmış ikinci önemli belge niteliğindedir.
Şer’iye Mahkemesi sicillerinin tasnifi sırasında bulunan bir belgeye göre; 1766 yılında Kütahya’da mevcut 24 çini ve fincan atölyesinde çalışan çok sayıda usta ve işveren ile Anadolu Valisi Ali Paşa arasında Kadı Ahmet Efendi zamanında bir sözleşme (Fincancılar Anlaşması) yapılarak tescil edilmiştir. Dünyada ilk toplu sözleşmenin 1815 yılında İngiltere’de yapıldığı bilinirken, bu belgenin ortaya çıkmasıyla benzer bir anlaşmanın 49 yıl daha önce Kütahya’da Osmanlı Devletinde yapılmış olduğu anlaşılmaktadır. Vali Ali Paşa huzurunda yapılan anlaşmada 24 iş yerinden başka iş yeri açılmayacağı belirtilerek, fincancı usta, kalfa ve çırakların alacağı ücretler tek tek yazılmıştır. Bu anlaşmaya uymayanların ölüme bedel kürek cezasına çarptırılacağı belirtilmiştir. Tarihteki ilk toplu iş sözleşmesi olan Fincancılar Anlaşması'nın bir örneği müzede sergilenmekte, orijinali ise Ankara'daki Milli Kütüphane’de bulunmaktadır.
  • Kütahya-ÇiniMüze01.jpg
  • Kütahya-ÇiniMüze02.jpg
  • Kütahya-ÇiniMüze03.jpg
  • Kütahya-ÇiniMüze04.jpg
  • Kütahya-ÇiniMüze05.jpg
  • Kütahya-ÇiniMüze06.jpg












KOSSUTH EVİ MÜZESİ

Adres:
Börekçiler Mahallesi, Macar Sokak KÜTAHYA
Müze Ziyaret Saatleri (Yaz/Kış): 8:30-19:00 / 8:30-17:30


Halk arasında “Macar Evi” olarak bilinen Kossuth Evi, 18.yy Türk evidir. Macaristan özgürlük savaşının önderlerinden Lajos Kossuth (1802-1894), ailesiyle birlikte 1850-1851 yılları arasında bu evde konuk edilmiş ve Macaristan Anayasa tasarısını bu evde hazırlamıştır. Bahçeye bakan iki katlı ve yedi odalı ahşap ev, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca restore edilerek L.Kossuth’un anısına müze olarak 19 Eylül 1982 tarihinde ziyarete açılmıştır. Müzede Kossuth’a ait kişisel eşyaları ve Kütahya’da kaldığı sürede yazdığı mektuplar ile birlikte, 19. yy Macar kıyafetleri ve klasik Kütahya evine ait etnografik eserler sergilenmektedir.  Kütahya sivil mimarisinin örneklerinden olan evin birinci katı selamlık bölümüdür. Burada mutfak, yemek odası, aile odası, anı odası, çalışma odası ve başoda bulunmaktadır. Odaların içerisinde yerli dolaplar, yüklükler, şömine, oyma şerbetlik, raflar ve sedirler bulunmaktadır.
1848 tarihinde, L.Kossuth ve arkadaşları, Avusturya ve Rusların ittifakı sonucu ülkelerini terk etmek zorunda kaldılar. Yaklaşık 150 kişilik mülteci gurubu 17 Ağustos 1849 da Macaristan’dan ayrılarak, Vidin’e, oradan da Şumnu’ya geçtiler. Osmanlı Devleti de kendilerine sığınan bu mültecileri daha güvenli bir yer olarak gördüğü Kütahya’ya göndermeye karar verdi. Kossuth ve arkadaşları 16 Şubat 1850’de,  1,5 yıl boyunca ikamet edecekleri Kütahya’ya gönderildiler. Vali Süleyman Bey kendilerini karşıladı. Bu günkü Belediye’nin yerinde bulunan askeri kışlada konuk edildiler. Kossuth ailesiyle birlikte, 18.yy’dan kalma Kütahyalı Hamdi (Aydın) Beye ait konağa yerleştirildiler. 1850-51 yıllarında burada misafir edildiler. Onun ikametgahı kısa zamanda uluslararası ilginin merkezinde yer aldı. L. Kossuth, bulunduğu şartlara uygun olarak, bir öndere, kral naibine yaraşır biçimde yaşamını düzenlemiştir.
Avusturya ve Rusya, Osmanlı Devleti’nden Kossuth’u kendilerine geri vermesini talep etmiş ancak 1. Abdülmecit Han; “Saçlarının bir teline zarar gelmesini istemeyiz. Tacımı ve tahtımı veririm ama devletime sığınanları asla vermem” demiştir. L.Kossuth ise; ‘’Bugünkü hayatımı ve hürriyetimi Avusturya ve Rusya’nın tehditlerine baskılarına rağmen beni ve arkadaşlarımı muhafaza eden Türklere borçluyum. O Türkler ki yüksek hislerle ve insan haklarına saygılı oluşları ile hiçbir tehdide boyun eğmediler. Türk milleti bu yönüyle üstün bir güce sahiptir. Türkiye’nin bugün ve istikbalde mevcut olması Avrupa’nın ve insanlık aleminin yararınadır. Ben Türklerden gördüğüm lütuf ve saygının hatıraları ile yaşayacağım’’ demiştir.
Macar milli önderi, Kütahya’dan, Türk Devlet adamlarına, Amerika Birleşik Devletlerine, İngiltere ve Fransa Devlet başkanlarına ve elçilerine, davasını anlatan politik mektuplar ve mesajlar gönderdi. Yine Kütahya’da Macar Anayasa tasarısını hazırlarken, bir yandan da, Şumnu’dan başlayarak yazdığı gramer kitabını hazırladı. Kütahya’da kaldığı sürede kendi el yazısı ile yazdığı Türkçe mektupların örnekleri ile bir şiiri de bugün Müzedeki çalışma odasında görülebilir.
Müze, kent halkına ve ülkemiz insanına yalnız Kossuth’u tanıtmakla kalmayıp, aynı zamanda Türklerin konukseverliğini de göstermektedir. Bağımsızlık önderinin Kütahya’da kalması sayesinde, Kütahya ile Baranya Eyaleti Pecs şehri arasında kardeş şehir ilişkileri başlatılmış ve geliştirilmiştir.
  • Kütahya-KossuthEvi01.jpg
  • Kütahya-KossuthEvi02.jpg
  • Kütahya-KossuthEvi03.jpg
  • Kütahya-KossuthEvi04.jpg
  • Kütahya-KossuthEvi05.jpg











AİZANOİ  ÖRENYERİ    

Adres:
Aizanoi Örenyeri, Çavdarhisar / KÜTAHYA
Müze Ziyaret Saatleri (Yaz/Kış): 8:30-19:00 / 8:30-17:30


UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi'ne 2012 yılında dahil edilen Kütahya Çavdarhisar İlçesi’ndeki Aizanoi Antik Kenti’nin bilinen tarihi, yapılagelen kazılarla M.Ö. 3.000 yıllarına kadar inmektedir. Özellikle Amazonlar ve Frig kültür etkisi hissedilen şehirde, bulunan en erken son sikke 3. yy’a aittir. M.Ö. 2. yy’a tarihli  ‘’Epikteteis ‘’ olarak bilinen sikkede ise Helenistik Dönem’de at tasvirli ve miğferli kadın figürü akla Amazonları getirmektedir. Bergama Hanedanı Attolos’lar ve Bithynia Krallığı arasında mücadeleye sahne olan kent; tüm Bergama topraklarının Roma idaresine vasiyet bırakılması ile M.Ö. 133'de Roma İmparatorluğu egemenliğine girmiştir. Verimli toprakları ve stratejik önemine rağmen ihtişamlı döneminde bile sur sistemi olmayan kent, en ihtişamlı zamanını özellikle dinsel-ekonomik hüviyeti ile M.S. 50- 250 yılları arasında yaşamıştır.
İç Ege Platosu’nda deniz seviyesinden 1085 m yükseklikteki kentte, dünyada tek durumda olan bileşik ve her birimi yaklaşık 15.000 kişi kapasiteli tiyatro-stadion kompleksi yer almaktadır. Ayrıca; biri tiyatro-stadyum kompleksi içinde, diğeri mozaikleri ile dikkat çekici olan iki adet hamamı, erken Hristiyanların piskoposluk merkezine dönüşen İmparatorlukça da tanınan-kurumsal kentteki ilk mabedi, Claudius Dönemi’nden (M.S. 41-54) kalma görkemli Artemis Tapınağı,  etrafı dükkanlı sütunlu cadde ve zengin kentin agoraları ile sel felaketinden korunmak ve zirai verim için baraj yapıları, su yolları, heraion, odeion ve kapılar gibi gelişmiş bir kente dair estetik yapı örnekleri yer almaktadır.
Aizanoi Antik Kenti ayrıca yerel beylerin avantajını Roma nezdinde iyi kullandığı Neokoros (tapınak bekçisi kent ) statüsünü İmparator payesi ile kazanmış ayrıcalıklı (onur, yatırım önceliği, vergi muafiyeti, sığınma hakkı vs. ) bir şehirdir. Efes, Bergama, Side gibi antik kentler ile çağdaş olan Aizanoi Neokoros’u, erken Bizans Dönemi’nde aynı dinsel–ekonomik etkiyi piskoposluk merkezi unvanıyla devam ettirmiştir. 7. yy sonrası görkemli kent yavaş yavaş önemini yitirmiştir. 1071 yılından itibaren Anadolu’yu fethetmeye başlayan Selçuklu Türkleri ile gelen atlı Çavdar Tatarları, Bizans’ın doğu sınır hattında kalan nüfusu azalmış kenti sahiplenerek ıssız durumdaki tapınak düzlüğünü savunma üssü olarak kullanmışlardır. Çavdarhisar şehrine ismini veren bu çok iyi at kullanan son yerleşimciler ayrıca tapınağın ayaktaki mimari blokları üzerine de kendi göçebe, at biner, ok atar ve saz çalar kültürlerini resmetmişlerdir. Bloklar üzerindeki kazıma ve aşı boyalı figürlü şematik resimler onlardan bize kalanlardır.
Antik Tapınak; plan örneğiyle de nadir mimari forma sahip Çavdarhisar platosundaki çift cellalı Aizanoi Zeus (Jüpiter)/Kybele Tapınağı, dünyanın ayakta kalmış en heybetli ve sıra dışı antik mabetlerinden biridir. Tapınak, çevresine kısa bir vakit sonra yapılan sütunlu galeriler ve bu galerilerden daha eski agora yapısı ile bütünlük oluşturur. Kent planlaması noktasında gayet merkezi konumda bulunan tapınağın 9.30 m yüksekliğindeki özgün üst yapısı bugün bile monolit dev sütunların üzerindeki üst yapısıyla ziyaretçileri selamlamaktadır. Tapınağın ön yüzünün dev akroterindeki  (alınlık tacı) Zeus rölyefi karşısında,  arka yüzde Kybele rölyefi bulunması dikkat çekicidir. Son zamanlarda bir tapınakta iki tapınım olamayacağına dair yorumlara rağmen, bu sıra dışı inançsal durumun hala eskitilememiş bir geçerliliği vardır.
Aizanoi’nin güney batısında Kesik Mağara olarak bilinen Meter Steunene –Ana Tanrıça  kutsal alanı da yuvarlak planlı  işlenmiş kaya mağarası  üstündeki kaya tahtı, Temenos’a adanan boğalar için örülmüş kurban çukurları ve depremlerle göçmüş derin kaya ini ile yörenin eski Frigler Dönemi’ne uzanan  inanç ve felsefi zeminini desteklemektedir.     
Zirai potansiyeli olan şehrin üreten ve tüccar yapısı dikkat çekicidir. Macellum adıyla bilinen, nehir boyundaki yuvarlak yapı; sıcak alışverişin dönmesi ile borsa değerine sahip ve haftanın her günü açık olan organize bir pazar yeridir. Alışveriş merkezi olarak başta taze ve işlenmiş sazan balığı olmak üzere, et ürünleri, kaz eti, kümes  hayvanları, unlu mamuller, tahıl, zeytinyağı, garum sosu, nadir sebze ve meyveler gibi pahalı ve lüks ürünler satılmaktaydı. 1970 Gediz Depremi sonrası yapılan kazı çalışması ile ortaya çıkarılan Aizanoi Macellum’u M.S. 2.yy’ın 2. yarısına tarihlenmektedir.
Görkemli ve ayakta bir tapınağa sahip olan kent, 1824 yılında Avrupalı gezginlerce dünya kamuoyuna kazandırılmıştır. Kentin keşfi Kont Vicomte Saint Asaph tarafından yapılmıştır. Daha sonra başta Laborde ve Texier olmak üzere tanınmış seyyahların merakını celp etmiştir. Seyyahların keşfinden yüz sene sonra 1925 yılında ilk bilimsel kazılar Alman Arkeoloji Enstitüsü denetiminde arkeolog M. Schede ve mimarlık tarihçisi D. Krencker tarafından başlatılmıştır. 1970 yılından bu yana sistematik olarak ve elden ele devam eden kazılar günümüzde Pamukkale Üniversitesi‘nden Prof. Dr. Elif Özer başkanlığında sürdürülmektedir.   
  • Kütahya-Aizanoi01.jpg
  • Kütahya-Aizanoi02.jpg
  • Kütahya-Aizanoi03.jpg
  • Kütahya-Aizanoi04.jpg